Download Ziya Gökalp - Türk Devletinin Tekamülü - Kültür Bakanlığı, 1. Basım, 1981 PDF

TitleZiya Gökalp - Türk Devletinin Tekamülü - Kültür Bakanlığı, 1. Basım, 1981
File Size2.6 MB
Total Pages121
Table of Contents
                            ziya - 0002
ziya - 0004
ziya - 0005
ziya - 0006
ziya - 0007
ziya - 0008
ziya - 0009
ziya - 0010
ziya - 0011
ziya - 0012
ziya - 0013
ziya - 0014
ziya - 0015
ziya - 0016
ziya - 0017
ziya - 0018
ziya - 0019
ziya - 0020
ziya - 0021
ziya - 0022
ziya - 0023
ziya - 0024
ziya - 0025
ziya - 0026
ziya - 0027
ziya - 0028
ziya - 0029
ziya - 0030
ziya - 0031
ziya - 0032
ziya - 0033
ziya - 0034
ziya - 0035
ziya - 0036
ziya - 0037
ziya - 0038
ziya - 0039
ziya - 0040
ziya - 0041
ziya - 0042
ziya - 0043
ziya - 0044
ziya - 0045
ziya - 0046
ziya - 0047
ziya - 0048
ziya - 0049
ziya - 0050
ziya - 0051
ziya - 0052
ziya - 0053
ziya - 0054
ziya - 0055
ziya - 0056
ziya - 0057
ziya - 0058
ziya - 0059
ziya - 0060
ziya - 0061
ziya - 0062
                        
Document Text Contents
Page 1

ZiYA GÖKAlP

TÜRK DEVLETİNİN
TEKAMÜLÜ

Hazırlayan
Doç. Dr. KAZlM YASAR KOPRAMAN


KOLTOR BAKANLICI

YAYlNLARI

Page 2

ZİYA, GÖKALP

TÜRK DEVLETININ
TEKAMütü

mf.tPI ıuy an
Doç. Dr. Kazım Yaşar Kopraman

KÜLTÜR BAKANtlGI YAYlNLAR! : 369
ZİY A GÖKALP DiZiSi : ı o

Page 60

fir, ' mfmasına «Tat" adı da verilirdi. Hakanlık hem
bunların iktisadi faaliyetini himaye eder, iıem komşu
devletlerle ticari münasebetlerini tanzim ederdi. Bu
serhad ülkeler ancak Türk Bakanlıkları'nın mevcudi­
yeti zamanında gayet müsterih bir hayat yaşayabilir­
lerdi. Başka zamanlarda, birbirleriyle uğraşan dere­
beylerinin zulmüne hedef olurlardı.

Hakanlar «Ak Kemikler»den mürekkeb olan ken­
di illerine karşı meşruti bir mevkide bulundukları
için, hakanlık da bir nevi «Demokrasi» idi. Muayyen
zamanlarda «Kurultay" toplanır, hakanı murakabe
ederdi.

Bundan başka, hakanlar kendilerini Tanrı tarafm­
dan tam bir adaletin icrasına memur'bilirlerdi.

Hun hükümdarları kendilerine «Tanrı Kutu» de­
dikleri gibi, Dokuz Oğuz hakanları da «İdi Kutu» der­
lerdi. «İdi» kelimesi «Tanrı» manasınadır. Orhun Kita­
besi'nde Hakan, «Türk Milleti yok olmasın diye, Türk
Milleti mes'ud olsun diye, Türk Tanrısı tarafından gön­
derildiğini» bildiriyor. ''Gece uyumadım, gündüz otur­
madım, Türk Milleti açtı, doyurdum. Çıplaktı, giydir­
dim. Azı çok, fakiri zengin ettim.» diyor. «Kara Ka­
mik» budunu bile, bu adil hakanlarını kaybettikleri za­
man «İlim, Hakamın hani? Kime ben kulluk !? 1 ede­
yim_?» ısıı diye ağlardı.

Hakanlıkta ''Ak Kemikler»in fevkinde yeni bir
kast daha vücuda geldi: «Altun Kemikler.» .

aıı ·İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime il'i kazanıyorum der
imiş. Kağanlı millet idim, kağaium hani, ne kağana İşi gü­
cü veriyorum der imiş.» <Bk. M u h a r r e m E r g i n,
Orhun Abideleri, İstanbul, 1970, s. 5-6) .

56

Page 61

«Altun Kemikler'' • hakanın mensübolduğu sülale
efradıdır. Bu sülaleye mensup olan erkeklere «Tigin =
Prens, , kadınlara «Hatun = Prenses» un vanlan veri­
lirdi. Eski Türkler'de asalet iki taraflıydı. Binaenaleyh,
baba cihetinden prensler olduğu gibi, ana . cihetinden
de prensler vardı. Bunlara da «İnal, Yinal» denilirdi.

Hakan, kendi sülalesinden, yahut ilinden bir ha­
tunla evlenmek mecbüriyetindeydi. Bu zevcenin adı
da «Hatun»du. Yelayet-i amme'nin timsali yalnız ha­
kan değil hakanla hatunun her ikisiydi (Hatta Haka­
nın semadaki timsali olarak «Ay Ata, altıncı kat gökte
olduğu halde, Hatunun samavi timsali olan «Gün Ana»
yedinci kat gökte sakindi) .

Buna binaen, Hakan tek başına emirname ısdar
edemez;di: Bir emirname «Hakan emrediyor ki . . . . . . . . . ,
diye başlarsa, kanunen muta' olmazdı. Mutlaka «Ha­
kan ve Hatun emrediyor ki . . . . . . . . . " tarzında başla­
ması lazımdı. Devletlerden gelen elçileri de Hakan
tek başına kabul edemezdi. Hakan sağda, Hatun sol­
da oturdukları halde, elçi her ikisinin huzüruna bir�
den girmek mecbüriyetindeydi.

İl devrinde yabgunun, tudunların zevceleri yalnız
kendi iline mensup bir tek zevceden ibaretti. Hakarilık
devrinde, Hakan, başka kavimlerden teb'aya malik ol­
duğu gibi, başka kavimlerden zevcelere de malik ola­
bilirdi. Fakat, bunlara «Hatun» unvanı verilemezdi.
Hatta başka bir devletin hükümdar sülalesine men­
sup kadınlardan olsa bile «Hatun» unvanını alamazdı.
«Hatun» , her hakanlıkta kendi ı>ülalesinden olan pren­
sesierin unvanıydı. Hakanın hariçten alacağı zevce,
Çin prenseslerinden ise «Konçuy» unvanını alırdı.
Başka kavimlerdense «Kuma» tesmiye olunurdu. «Kon-

57

Page 121

Tümen : Onbin kişilik ask&ri
birlik.

- U,Ü,V,Y,Z -'
Ulüfeciyan-ı yemin ve Ulüfe­

ciyan-ı yesar , Kapıkulu
suvarisini teşkil eden atlı .
bölüğün •Ulüf&ciyan» de­
nilen iki bölüğünün adı.
Bu adı taşımaları harp es­
nasındak.i aldıklan mev-

. ziden ileri geliyordu.

Uınran , Marnurluk ; bayın­
dırlık ; medeniyet.

Umüm : Herkese ait olma ;
bütün insanlar ; hepsi.

Unsur , Madde ; asıl.

Unvan : Bir şahsın adı dışın­
da mevki ve makamını
veya rütbe ve derecesini,
şöhret ve lakabını belir­
ten kelime:

Uruk : Tohum.
Ustüre : bk. EsMir.
Uzuv : Organ.
Ügür , <Eski Türkçel TAbi

olan.
Vahdet : Birlik.
Vakıa : Gerçekten.
Vakı : Vukubulan ; olmuş ve-

ya careyar eden.
Valı-i umümi : Genel vali.
V asıl olmak : Ulaşmak
Vazetmek : Koymak.
Vazı-ı kanün : Kanun koyan,

yapan.
Vecd : Kendini kaybedecek

derecede ilahi aşka dal­
ma

Veçhile : Üslüb ; süret.
Velayet-i amme : Amme (Ka­

mu> otoritesi. .

Velayet-i hassa : Kişi otoritesi .

VeUi.yet-i rakabe : İnsanıann
hayatı ve mallan üzerin­
de istediği gibi karar ver­
me hakkına sahib olmak ;
Sultanlık.

. Veliabd : Prens.

Velüdiyet : Doğurganlık
Vuküa gelmek ı Olmak.
Vücüd · : Varlık.
Yabgu : İlbeyi.

Yadigar : Hatıra ; armağan.

Yelediğer : Bir diğeri.

Yumuş : Hediye . <Eski Türk-
çel .

Zade : -oğlu.

Zahir ı Açık ; meydanda.
Zahiri : Dış.

Zapturapt : Disiplin.
Zarüret : Mecbüriyet.
Zemin : Taban.

Zevce : Eş.

Zıllullah fi'I-iilem mallk-i ri­
kab-ı ümem Allah'ın
yeryüzündeki gölgesi, mil­
letierin koruyucusu, ha­
misi.

Zımnen : Açıktan olmayarak
dolayısiyle anlatılan.

Zuhür etmek : Ortaya çıkmak.
Zümre : Grup.
Zürriyet : Soy ; bei.

1 17

Similer Documents