Download Tevilat 1.Cild/ Kuran Tefsiri/ Muhyiddin İbn Arabi (r.a.)/ http://jonasclean.blogspot.com PDF

TitleTevilat 1.Cild/ Kuran Tefsiri/ Muhyiddin İbn Arabi (r.a.)/ http://jonasclean.blogspot.com
File Size13.6 MB
Total Pages780
Document Text Contents
Page 1

TEFSİR-İ KEBİR
TE’VİLÂT






eyh’ul Ekber
Muhyiddin bn. Arabi


Tercüme

Vahdettin nce


1. C LT




K TSAN

Page 2

Kitsan Yayınları

Tasavvuf Serisi: 23
TEFSİR-İ KEBİR / TE’VİLÂT (1. Cilt)






Yazarı: Muhyiddin İbn. Arabi (k.s.)
Çeviren: Vahdettin İnce
Editör: Şükran Eser Göknar
Sayfa Uygulama: A. Onur Şenyurt
Kapak Düzeni: Sabahattin Kanaş






Bu eserin orjinali İstanbul / Fatih - Atıf Efendi Kütüphanesi, Kadir Bey
Bölümü, Mustafa el-Bab’ı 0.100 de bulunan Muhyiddin Arabi (r.a.) Tefsir-i
Kebir’inin Tercümesidir.






KİTSAN KİTAP
Basın Yayın Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.
Ticarethane Sokak No: 41/3-4 Sultanahmet – İSTANBUL
Tel. 0212 513 67 69 Faks: 0212 511 51 44
www.kitsan.com

Page 390

390 • TEFSİR-İ KEBİR / TE’VİLÂT


sağa sola meyletmeyen kimseden başkası izleyemez. “Buna uyun.
Yollara uymayın.” Değişik mezheplere, türlü dinlere uymayın. Bunlar,
geleneklerle, hevalarla perdelenmiş kimselerin sistemlerdir. Diğer bir
ifadeyle, perdelenmiş kimselerin karanlıkları, inatları ve şaşkınlıkları
daha artmasın diye konulmuşlardır bu yollar.

İbni Mesud (r.a) rivayet eder: Resulullah (s.a.v) yere bir çizgi çizdi
ve “bu doğru yoldur” dedi. Sonra bu çizginin sağına ve soluna birkaç
çizgi daha çizdi ve “bunlar da başka yollardır; her birinin başında bir
şeytan duruyor ve insanları onu izlemeye çağırıyor” dedi, sonra bu
ayeti okudu… “Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır.” vahdet ve
erdem yolunda süluk etmekten uzaklaştırır. “İşte sakınmanız için Allah
size bunları emretti.” Hevaların gereklerinden ve nefislerin dürtülerinden
uzak durmak suretiyle değişik yollardan sakınmanız ve erdemlerden
ayrılmama, rezilliklerden uzak durma hususunda Allah’ı koruyucu
sığınak kılmanız için bunları size tavsiye etti.

154- Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi
açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da
Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına
iman ederler.

155- İşte bu (Kur'an), bizim indirdiğimiz mübarek bir Kitabdır. Buna
uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.

156- “Kitab, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Hıristiyanlara ve
Yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik”
demeyesiniz diye;

157- Yahut “ Bize de kitab indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru
yolda olurduk” demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de
Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın
âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir!
Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en
kötüsüyle cezalandıracağız.

“Sonra….Musa’ya Kitabı verdik.” Kadim zamanda size erdem
yolunda süluk etmeyi tavsiye ettikten sonra, Musa’ya Kitabı verdik. “İyilik
edenlere nimetimizi tamamlamak…” için. Velayet onurunu ve Nübüvvet
nimetini bütünleyici ve Musa’nın güzel bir şekilde gerçekleştirdiği kemal
yolunda süluk etmeye bir katkı, Allah ile kelam etme makamına

Page 391

EN’ÂM SURESİ • 391


ulaştırıcı, vahdette fena bulma sonrasında bahşedilmiş varlık ile
yakınlığa erişmesini sağlayıcı bir nimet olarak Kitabı verdik. Nitekim,
yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan
tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.” (Araf, 143)
Kitabı bütün bu nimetleri kemale erdirmek ve halkı Hakk’a davet etmek
için Musa’ya verdik. Ona verdiğimiz Kitab, halkın ahiretle ilgili olarak
ihtiyaç duyduğu her şeyi ayrıntılı olarak içeriyordu. “Hidayete
erdirmek…” onları Rablerinin yoluna, O’nun yolunda süluk etmeye
yönelten bir rehber ve “rahmet…” kendilerine rahmet etmek, Musa ve
Kitabı aracılığıyla rahmetini onların üzerine indirmek üzere gönderdik bu
Kitabı. “Umulur ki, rablerinin huzuruna varacaklarına inanırlar.” İlmi ya
da bizzat görmeye dayalı ayni imanla inanırlar.

“İşte bu, bizim indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır.” Salt tevhide iletme
ve dosdoğru yola yöneltme ek özelliğiyle bereketli bir kitabdır. En kısa
yoldan en yüksek kemal derecesine ulaştırır. “Buna uyun ve Allah’tan
korkun…” Allah’tan başka her şeyden, hatta kendi zatlarınızdan ve
sıfatlarınızdan sakının. “Ki size merhamet edilsin.” Bahşedilmiş varlıkla
Allah ile ve Allah’ta istikamet rahmetine kavuşasınız. “Yahut “bize kitab
indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz
diye.” Bizim istidadımız daha güçlü ve zihinlerimiz daha berrak olduğu
için onlardan daha doğru yolda olurduk, dememeniz için. Eğer doğru
söylüyorsanız “İşte size Rabbinizden açık bir delil…geldi.” sülukunuzun
keyfiyetini gösteren bir açıklama “hidayet…” amacınıza ulaştıran bir
rehber “ve rahmet…” yolunuzu kolaylaştırması, kemal derecelerinin en
üstününe ulaştırması ile rahmet özelliğine sahip bir kitab geldi.

158- Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin
gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar.
Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da
imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda
sağlamaz. De ki: Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!

“Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini…bekliyorlar.” gelip
canlarını almasını bekliyorlar. “veya Rabbinin gelmesini bekliyorlar.”
Bütün sıfatlarda tecelli etmesini bekliyorlar. Daha önce, kıyamet günü
suretin değişmesinden dolayı kâmil muvahhidlerden başka kimsenin
O’nu tanımayacağına işaret etmiştik. Değişik mezhep ve dinlerin
mensupları ise O’nu ancak kendi inançlarının öngördüğü surette

Page 779

TÂ-HÂ SURESİ • 779


134- Eğer biz, bundan (Kur'an'dan) önce onları bir azapla helâk
etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ey Rabbimiz! Ne olurdu, bize
bir Resul gönderseydin de, şu aşağılığa ve rüsvaylığa düşmeden önce
senin âyetlerine uysaydık!

135- De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakında
anlayacaksınız; doğru düzgün yolun sahibleri kimmiş ve hidayete
erenler kimmiş!

“Sakın…gözlerini dikme!…” nefsani telvinler içinde, nefsin zuhuru
esnasında, meylederek gözlerini dünyevi süslere dikme. Çünkü onlar
dünya ehlinin sınandıkları suretlerdir. “Rabbinin nimeti…” uhrevi hakikât
ve irfandan, ruhani nurlardan oluşan nimeti “hem daha hayırlı, hem de
daha süreklidir.” daha üstündür, daha devamlıdır. “ailene…emret.”
ruhani ve nefsani kuvvetlere huzur namazını, murakabeyi, bağlanmayı
ve gönüllü itaat etmeyi emret. “Sabırla devam et…” mücahede ederek,
mükaşefede bulunarak bu halde sebat et, sabırlı ol.
“Senden…istemiyoruz…” senden “rızık…” talep etmiyoruz. Süfli
cihetten, maddi kemalat ve nefsani idrakler gibi şeyler istemiyoruz. “Biz
seni rızıklandırıyoruz.” Ulvi cihetten ruhani irfanları ve kudsi hakikâtleri
biz sana veriyoruz. “Akıbet” Güzel son, itibar edilen, sonuç demeye
layık olan akıbet, bedensel giysilerden ve nefsani heyetlerden
soyutlanmanın akıbetidir. “Önce gelen kitablardakinin apaçık delili
onlara gelmedi mi?” önceki Kitabların içerdikleri, ayrıca semavi
levhlerde ve ulvi ruhlarda sabit olan hakikâtler, hikmetler, yakini
marifetler onlara gelmedi mi? Allah doğrusunu herkesten daha iyi bilir.

Page 780

780 • TEFSİR-İ KEBİR / TE’VİLÂT

Similer Documents