Download Milliyetçiliğin Kara Baharı - Tanıl Bora PDF

TitleMilliyetçiliğin Kara Baharı - Tanıl Bora
File Size1.6 MB
Total Pages319
Document Text Contents
Page 2

deleleri dalgasından sonra, yeni bir baharını yaşıyor. Kara

bir bahar bu: Milliyetçi çatışmalar, düşmanlaşmalar büyük

yıkımlara yolaçıyor; bin türlü sorun yüküyle biriken öfkeler,

kendi gibi olmayana karşı beslenen "millî" hınçların potası­

na akıtılıyor; toplumlar "mîllî birlik" adı altında teksesli ko­

rolar olmaya zorlanıyor; tek 'sahici' kimlik olarak millî kim­

likler işgörüyor... Elinizdeki kitap bu kara baharında milli­

yetçiliği muhtelif güncel vesilelerle ve değişik yönleriyle çö­

zümleyen yazıların derlemesi. Kapitalizmin ve modernliğin

yeniden yapılandığı "globalleşme" sürecinde ve "uygarlık­

lar çatışması" tartışması bağlamında milliyetçiliği ele alan

iki yazı var kitapta. Yazıların geri kalanı ise Türk milliyetçiliği

ile ilgili. Popüler görünümleriyle, liberal, devletçi/resmî, Ke­

malist, ülkücü milliyetçilik söylemleri ve bunlar arasındaki

'transferler'... Türk milliyetçiliğinin 'doğasındaki' beka

sendromu... Kürt meselesinin Türk milliyetçiliğinin beka

kaygısını ve tehdit algısını güçlendiren etkileri... Orta Asya,

Kafkasya, Ortadoğu ve Balkanlar'daki "millî meselelerin"

Türk milliyetçiliği ve Türk millî kimliği üzerindeki derin tesir­

leri... Ülkücü-milliyetçi hareketin ve MHP'nin gelişmesi...

illiyetçilik, 19. yüzyılda Avrupa'da millî devlet­

lerin kuruluş dönemi ve 2. Dünya Savaşı'ndan

sonra sömürgeciliğe karşı millî kurtuluş müca-M

Page 159

Americana’ya hararetle bağlı unsurları (Altemur Kılıç, Ay­

dın Yalçın/Yeni Forum, nüanslar dışında Coşkun Kırca); ge­

leneksel Sünni İslâmcı kesimin statükocu cemaatlerinin ço­

ğu (sonraki tereddütlerine rağmen Fethullah Hoca, savaş
yokmuş gibi davranan Nakşibendi İskenderpaşa cemaati

önderliği); ülkücü hareketin merkez güçleri (Türkeş-MÇP)

ve elbette “milliyetçi-muhafazakâr” entelijensiya (Türkiye

gazetesi, Aydınlar Ocağı ve Türk Ocağı çevreleri) resmî po­
litikayı desteklediler. Desteğin, bu yelpazenin tümünde

mutabık olunan temel gerekçesi, “yurtta sulh cihanda sulh

teslimiyetçiliği”ni aşmaya dönük “aktif’ ve “riskten çekin­

meyen” politikanın, “büyük ve güçlü Türkiye” hedefine

varmada önemli bir basamak olduğu idi. “Türkiye için bü­
yük tehdit olan Saddam tehlikesinin bertaraf edilmesi” ve

kriz sonrasında kârlı çıkılacağı umudu da ortaktı.
Akımların/kesimlerin “güçlü Türkiye” idealleri ve umu­

lan kârların niteliği ise farklı tasarımlara dayanmaktaydı.

Çok önemli (orta vadede zıdlaşma derecesine varabilecek)

bir ayrım, krizdeki “aktifliği”, Batı’ya entegrasyonu pekiş­

tirmesi bakımdan önemseyenler ile, Ortadoğu’ya yönelik

tarihsel hak iddialarıyla bağdaştırmak isteyenler arasında

idi. Örneğin Coşkun Kırca “Türkiye’nin kendisi için ‘husumet
ortamı’ olan Ortadoğu’nun bir devleti değil; Ortadoğu’da ha­
yati çıkarları olan bir Batı devleti" olduğunu ısrarla vurgula­
dı. (25.2. ve 4.3.1991, Milliyet) Buna karşılık, milliyetçi en­
telijensiya üzerinde herkesten fazla nâzım ve müdahil ol­

maya hakkı olduğu” için krizde aktif olmalıydı.2 Kimi Tür­
kiye yazarları, Türkiye’ye bölgenin “ağabey devleti” kimli­

ğini biçtiler. İslâmcı kesimde de, ABD yanlısı politikadan,

paradoksal biçimde, Türkiye’yi Batı’ya karşı İslâm coğrafya­

2 Türk Yurdu, Şubat 1990, Nuri Gürgûr’ün başyazısı, s, 3. Türk Yurdu’nun Mart sayı­

sında da Zekeriya Kitapçı, "Ortadoğu'ya ihtiyacı olan otoriteyi geçmişte Türklerin

vermiş olmasından” gelen bir meşruiyeti hatırlattı.

159

Page 160

sıyla irtibatlandırma kaygısıyla yarar umulabildi. Bu arada,

Batıcı, milliyetçi ve ülkücü cenahta su yüzüne çıkan kâh

elitist, kâh şovenist anti-Arap duygular, geleneksel İslâmcı
kesimin kimi unsurları için huzursuz edici idi.

Keza, Özal’ın pek itimat edilen “Türkiye krizden kârlı çı­

kacaktır” vaadi, destekçisi sağ yelpazenin farklı kanatları için

farklı anlamlar taşımaktaydı. Batıcı “kulüpte” hayali kurulan
kâr, ekonomi cinsindendi: AT’ye kabul, ABD yardımında ar­

tış, yeni pazarlar vb. Ayrıca, örneğin, MHP kökenli moder­
nist-milliyetçi “yeni sağ”cı aydınlardan, -en azından- emsal­

lerine göre çoğulcu ve demokratik bir çizgisi olan Taha Ak­
yol da “Türkiye’nin Ortadoğu’da ekonomik temelli rasyonali­
zasyon rolü oynaması”nı savundu. (Tercüman, 28.2.1991)
Buna karşılık, ülkücü cenah, milliyetçi aydınlar ve “milliyet-
çi-muhafazakâr” entelijensiya, toprak ve doğrudan siyasî nü­

fuz cinsinden kârlar da umuyordu. Ülkücü hareketin bütün

unsurları, krizin başlangıcından itibaren, Türkiye’nin Ker­
kük-Musul bölgesindeki tarihsel haklarını dile getirdiler.

Türkiye’nin bazı yazarları Eylül 1990’da itibaren Türki­

ye’nin Musul-Kerkük’ü iste(ye)meyeceği, ama Kerkük pet­

rollerindeki petrol hissesi ve Irak Türklerinin can emniyeti

için talepte bulunabileceği konusunu işlemeye başladılar. Bu
noktada, aşağıda Kürt meselesi bağlamında yeniden ele alı­

nacak önemli bir ayrıma değinmek gerekir: Soy ülkücü en­
telijensiya Kuzey Irak Türkmenlerinin haklarının korunma­

sı için formül olarak “Kürt’lü” bir formülü asla ağzına al­
mazken; Türkiye gazetesinde3 tipik bir kesitinin yer tuttuğu

3 Yaklaşık bir yıldır 1 milyon sınırını zorlayarak Türkiye’nin en çok satan (veya ara­
sıra 2.) gazeteci olan Türkiye, daima devletten ve iktidarlardan yana politika izle­

yen Hüseyin Hilmi Işık bağlıları cemaatinin “sahip” olduğu bir yayın organı. An­

cak bu sahiplik, Türkiye’ye (böyle bir doktrin ne ölçüde var ise) “doktriner” bir

Işık’çı damgası vurmuyor. Türkiye, Işık’çılığın özü-esası olan oportünist “Dev-

let" /iktidar yanlılığı temelinde, aynı özü-esası paylasan “genel sağ’’ ve “milliyetçi-

muhafazakâr" entelijensiya için 1980'lerde en güçlü çekim odağı haline geldi;

böylece Tercüman ın konumunu ve anılan nitelikteki yazarlarını devraldı. En güç­

160

Page 318

abele ettiler.)
Kadını (ve "kadınlarımız"ı) timsal olarak yüceltip o

timsalin de yardımıyla somut kadınları ve kadın
kimliğini tahakküm altında tutmak, elbette Türk mil­
liyetçiliğinin de itiyâdı. Türk milliyetçiliğinin özgül cin­
siyetçi söyleminin ve 'kadın politikası'nın sorgulanması
ise üzerinde ayrıca çalışmayı gerektiriyor - kuramsal
açıdan olduğu gibi -feminist- politik açıdan da...

Similer Documents