Download Gerçekler Kitabı Yorumu PDF

TitleGerçekler Kitabı Yorumu
File Size907.1 KB
Total Pages168
Document Text Contents
Page 1

1

GERÇEKLER KİTABI YORUMU


I. BÖLÜM

Yaradılış'ın anlatımı, Kutsal kitaplarda, Tevrat'ın ilk satırlarında başlar.
Tevrat'a göre yaradılış hikayesi dünyayı anlatır fakat insana verildiği şekliyle
bu olay, bundan çok çok uzun zaman önce, Tevrat'ın ilk yazıcısının yaşadığı
dönemin bilgi ve kültür seviyesine göre verilmiştir. Anlatımdan da görüldüğü
gibi Dünya bütün evren olarak kabul edilmekte, milyarlarca yıldız sistemi ve
onların gezegenleri gözardı edildiği gibi, başka boyutlar ve onlardaki olası
yaşam şekilleri de hiç düşünülmemekte ve bilinmemektedir. Bu durum, kasıtlı
olarak böyle yapılmış olunması veya Tevrat yazıcılarını bilgi eksikliği
yüzünden bir çok şeyi anlamamaları ile açıklanabilir fakat bilginin bu şekilde
olmasının kasıtlı olarak yapıldığı akla daha yakındır.


YARADILIŞ (TEKVİN) BAP 1
1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.
4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.
5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah
oldu ve ilk gün oluştu.
6 Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın”
diye buyurdu.
7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları
üstündeki sulardan ayırdı.
8 Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün
oluş

Page 2

2

12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu
meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi
olduğunu gördü.
13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.
14-15 Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak,
yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri,
yılları göstersin.” Ve öyle oldu.
16 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük
ışığı ve yıldızları yarattı.
17-18 Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı
karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi
olduğunu gördü.
19 Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.
20 Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde,
gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu.
21 Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan
çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.
22 Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar
çoğalsın” diyerek onları kutsadı.
23 Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.
24 Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan,
sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu.
25 Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı.
Bunun iyi olduğunu gördü.


Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, tek tanrı ve güçlü bir varlığın herşeyi tek
başına yapması ve sadece kendi istek ve iradesine göre davranması
vurgulanmaktadır. "Gerçekler kitabı" birinci bölümünde bu anlatıma doğrudan
karşı çıkmaktadır. Şöyle ki, Dünya bir tanrı tarafından yaratılmamıştır. Uzayda
kendi yörüngesinde yol alan bir kaya küreden başka bir şey değildir. Dünya'nın
oluşumu Astronom ve fizikçilerin araştırma ve öngörülerine göre anlatılan bir
çok şekilden biri olabilir. Bu nokta Gerçekler Kitabı için önem taşımamaktadır.
Daha mistik düşünmekten hoşlananlar dünyanın ilk oluşumunu Evren'in
Kozmik ruhunun iradesine de bağlayabilirler. Burada anlatılan ise dünyanın
tam bir kaya küre olarak uzayda bulunmasıdır.

Page 84

84

açar. Çünkü birleşme teknik olarak gebeliğin yani yeni bir insanın
hazırlayıcısıdır. Olası yeni bedene de bir ruh enkarne olacaktır. Bu yüzden
boyutlar arasındaki sınır açılır. Burada kastedilen boyut ise, baştan beri
anlatılan tanrılar alemi ya da başka madde boyutları değildir. Madde
boyutlarının ötesindeki Astral alemdir. İlişki çocuk yapmak amacı ile değil de
sadece zevk için bile yapılsa bu değişmez. Her ilişki bir anlamda boyutlar
arasında yakınlaşma oluşturur. Dolayısıyla cinsel ilişki ile Astral alemden
bilinçli olarak belli enerjilerin çekilip, kullanılması, yönlendirilmesi
mümkündür. Tıpkı bir insan veya hayvan öldürülürken üzerine Allah'ın adını
anarak veya Allah için öldürmek amacı ile yola çıkıp, gerekli duaları ederek
savaşa giderek, dökülen kanın enerjisini ve ölüm enerjisini Allah'a göndermek
gibi, cinsel enerjiyi veya cinsel enerji yoluyla açılan Astral boyutlardan çekilen
enerjiyi de istenilen yere yönlendirmek mümkündür.

Cinsel enerjinin kullanımı ile ilgili olarak "Seks Maji" denilen büyü sistemleri
veya "Tantrik Yoga" denilen yoga sistemleri üretilmiş ve dünyanın bazı
yerlerinde bu konularda çok ciddi çalışmalar yapılmış, ciddi kültler
kurulmuştur fakat buradaki konumuz bunlar değildir.

Uyarılan cinsel enerji tanrılara kadar ulaşır dedik. Ulaşmasına ulaşır fakat
Allah bu enerjiden hoşnut değildir. Hoşnut olmak bir yana rahatsız olur hatta
bu enerji onun gücünü zayıflatır, belki de acı duymasına sebep olur.

Bu size inanılmaz mı geldi. O zaman cinsel enerji konusunu bölerek Allah'ın
cinsellikten rahatsız olmasını ve cinselliğe düşman olamasını gerek onun kendi
ayetleri ile, gerekse onun, din komisyoncularının davranış ve sözleri ile
görelim.


ALLAH'IN CİNSELLİK DÜŞMANLIĞI

Aslında Allah cinsellikten çok cinsellikten zevk alınmasına karşıdır. Onun
isteğine göre cinsellik sadece üreme amaçlı olmalı ve gereksiz yere asla
düşünülmemelidir bile. Üreme amaçlı olan cinsellikte de mümkün olduğu
kadar zevk alınmamalıdır. Bunun nedeni ise cinsel enerjinin, her iki tarafın da
zevk aldığı birleşmelerde uyanmasıdır. Bu yüzden tecavüz veya profösyönel
ilişkilerde cisel enerji uyanmaz veya çok az uyanır. Allah'ın onayladığı
cinsellik kuran'da anlatılmaz fakat onun din komisyoncuları tarafındann çok iyi
izah edilir. İnsan sadece resmi eşiyle yatabilir. Ya da erkekler, eşleriyle ve

Page 167

167

Bu şekilde önce Kain soyu üredi. (GK III:43) daha sonra Adem ve Havva'dan
doğan ve Allah'ın, Habil'in yerine istediği, kendi etkilerini taşıyan çocuğun
doğumunu anlatır. Bu çocuk Şit'tir.

(GK III:46) Şeytan'ın her iki soyu da sevdiğini ve Şit soyu insanlarının da
dönüş ve kurtuluş çareleri olduğunu da söyler. Çünkü Şit soyunda da Şeytan'ın
vasıf ve etkileri az da olasa vardır. Gerçekler Kitabı'nın bundan sonrası
Şeytan'ın, buraya kadar anlatılandan dolayı ve Havva ile Adem'in taşıdıkları
şartlanmalardan dolayı, kadını, erkeğe üstün tutuğunun zannedilmemesini
söyler. Ona göre her iki cins eşittir ve Kabil soyu erkeklerinde de Allah'ın
şartlanması kadın kadın kadar azdır.



KAİN'E YAPILAN HAKSIZLIK

Gerçekler Kitabı'nın üçüncü bölüm yorumlarının sonuna geldik. Burada
bahsetmek istediğim son şey, Kain veya Kabil'e yapılan haksızlıktır.
Haksızlıkla, yukarda anlatılan durum, tanrının, onun kurbanını kabul etmemesi
gibi şeyleri kastetmiyorum. O olay zaten haksızlık değil, olması gereken şeydi.
Benim haksızlık dediğim şey, yüzyıllardan beri insanların hepsinin, herşey
ortada olduğu,okudukları kutsal kitaplarda ve dinsel geleneklerde açıkça
söylenildiği, hadislerde, efsanelerde, hurafelerde hep mevcut olduğu halde
insanların hiç birşey görmemeleri ve Kabil'i dima lanetlenecek bir alçak olarak
görmeleridir.

Kabilin yapısından yukarda bahsettim. Çiftçi, hayvan öldürmüyor. Daha
sonraki ve tabii Gerçekler Kitabı'nın aşağıdaki bölümlerinde göreceğimiz gibi,
kendi yapısı içinde şiir taşıyor, müzik taşıyor, demircilik ve teknoloji taşıyor.
Katolik ansiklopedisine göre ve Tevrat'ta da bahsedildiği gibi, dünyanın ilk
kent kurucusu, ilk mimar ve mühendis. Uygarlığın ilk adımı olan insan.
Danışılkı bir seçimle hakkı yenen kimse. O zamanki ve hatta günümüzdeki
geleneklere göre, büyük oğul olması nedeniyle zaten evlenmek onun hakkı
değil mi? Seçim ona ait değil mi? Ayrıca seçimi kızın yapması da gerekmez
mi? Ama tabii seçimde kızın söz hakkı olaydı Kabil'i seçerdi! İşe biraz da şaka
katarsak, Dünyadaki bütün hayvaları koruma derneklerinin atası ve
vejeteryanların atası.

Similer Documents