Download BEHLÜL-Ü DANA HZ. okudum PDF

TitleBEHLÜL-Ü DANA HZ. okudum
File Size93.4 KB
Total Pages9
Document Text Contents
Page 1

BEHLÜL-İ DÂNÂ HAZRETLERİ
VE MENKIBELERİ




Hazõrlayan
www.guzelislam.com


Ana Kaynak

İslâm Âlimleri Ansiklopedisi



Meczûb. Hak â õ õ. Çok tan õnm õ evliyâdan biri. As õl ismi Vüheyb bin Ömer
Sayrâfî'dir. Behlûl-i Dânâ ad õyla öhret buldu. Do um târihi kesin olarak bilinmemektedir.
Kûfeli oldu u hâlde ömrünün ço unu Ba dât'ta geçirdi. Hârûn Re îd'in karde i oldu una
dâir rivâyetler varsa da asl õ yoktur. Hârûn Re îd'e nasîhat verirdi. Herkese ders olacak
hikmetli sözleri çok me hûrdur. 805 (H.190) senesi Ba dât'ta vefât etti. Dicle kenar õnda

unûziyye kabristanl õ õna defnedildi.


Behlül-i Dânâ, zamân õn büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen bin Nâbil, Amr
bin Dînâr ve Âs õm bin Ebi'n-Necîd'den hadîs-i erîf ö rendi. bretli mânâl õ sözler söyledi.
Menk õbeleri dilden dile aktar õldõ.



Behlül-i Dânâ, duâs õ makbul bir zâtt õ. A a õdaki iir onundur:


Hõrsõ bõrak da, yorulma;


Geçimde tamaha kapõlma...


Niçin malõ cem edersin;


Kime topladõn bilemezsin!


Rõzõk vaktiyle ayrõldõ;


Sû-i zan faydasõz kaldõ...


Her hõrs sâhibi fakirdir;


Her kanaatkârsa zengin.

http://www.guzelislam.com/
http://www.guzelislam.com/dinibilgiler/super2/dinibilgiler2/EvliyalarAns/index.html

Page 2

MENKIBELERİ


Behlül-i Dânâ bir gün Ba dât sokaklar õndan birinde giderken, oynayan çocuklar
gördü. Çocuklarda n biri ise bir kö eye çekilmi onlara bak õyor ve a lõyordu. Behlül-i Dânâ
o çocu un yan õna gitti ve; "Ey çocuk niçin a lõyorsun? Gel sana bir eyler alay õm da sen
de arkada lar õnla oyna." dedi ve çocu un ba õnõ ok adõ. Çocuk bak õ lar õnõ Behlül'e çevirdi
ve; "Ey akl õ az adam! Biz oyun için yarat õlmad õk." dedi. Behlül bu söze a tõ ve çocu a;
"Ey o lum! Peki niçin yarat õldõk." diye sordu. Çocuk; "Allahü teâlây õ bilmek ve O'na ibâdet
etmek için." dedi. Behlül hazretleri; "Peki bunun öyle oldu unu nereden biliyorsun?" diye
sordu. Çocuk, Mü'minûn sû resinin 115. âyet-i kerîme sini okuyuverdi. Meâlen; "Sizi
ancak boşuna yarattõğõmõ ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi
zannettiniz ?" Hazret-i Behlül tekrar; "Ey çocuk. Sen hakîmâne konu tun. Bana biraz
daha nasîhat et." dedi ve a lamaya ba lad õ. Kendinden geçmi ti. Kendine geldi inde
çocu a; "Ey o lum! Senin günâh õn yok. Sen bir çocuksun. Nas õl oluyor da böyle
dü ünebiliyorsun?" diye sordu. Çocuk da; "Ey Behlül! Babam õ ate yakarken gördüm. ri
odunlar õ küçük ç õrp õlarla tutu turuyordu. Ben de Cehennem'in yanan küçük odunlar õndan
olaca õmdan korkuyorum." dedi. Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar a lad õ.
Kendinden geçti. Kendine geldi inde çocu u yan õnda göremedi. Oradakilere bu çocu un
kim oldu unu sordu. Onlar; "Tan õmad õn m õ?" dediler. Behlül; "Hay õr." deyince, onlar; "Bu,
hazret-i Hüseyin evlâd õndan seyyid bir çocuktur." dedile r. Behlül de; "Ancak böyle bir
a acõn meyvesi bu kadar olgun olab ilirdi." deyip oradan ayr õldõ.


Bir gün Behlül-i Dânâ'ya; "Basra'daki Hak â õklar õnõ sayar m õsõn?" dediler. O;
"Bunlar say õya s õ maz. sterseniz öyle olmayanlar õ söyleyeyim. Zîrâ bunlar birkaç
tânedir." diye cevap verdi. Sora nlar özür dileyip oradan ayr õldõlar.


Bir gün Behlül'ü kabristanda gördüler. Ayaklar õnõ kabir ta lar õ aras õna sokmu
toprakla oynuyordu. Kendisine; "Ey Behlül ne yap õyorsun?" diye sordular. Onlara gâyet
sâkin olarak; "Bana eziyet etmeyen, g õybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet
ediyorum. Bunlar sa olanlardan daha emin ." diye cevap verdi.


Bir gün devrin halîfesi Hârûn Re îd ile kar õla tõ. Halîfe; "Seni gördü üme çok
sevindim. Çünkü uzun zamand õr seninle konu may õ arzu ediyordum." dedi. Hazret-i
Behlül güldü ve; "Benim böyle bir arzum yoktu." cevâb õnõ verdi. Buna ra men Hârûn
Re îd kendisinden nasîhat istedi. "Ne nasîhat õ istiyorsun? u saray õna bak, bir de
kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden al õr! Hâlin ne olacak,
ey müminlerin emîri! Yar õn Cenâb- õ Hakk' õn huzûruna ç õkacaks õn. Büyük küçük yapt õ õn
her eyden suâl olunacaks õn. Bunlara nas õl cevap vereceksin iyi dü ün! Bu hesap
zamân õnda aç ve susuz olacaks õn, ç õplak bulunacaks õn. Orada bulunanlar sana bak õp
gülecekler. Peri an hâlin orada meydana ç õkacak, ba ka nasîhat õ ne yapacaks õn?" dedi.
Adâleti ile me hûr olan Hârûn Re îd onun nasîhatlar õndan çok istifâde etti ini bildirdi.

Page 3

ÖLÜM B R NASÎHATT R

Hârun Re id devrinde, ya ayan velî bir zât,
Aslen Kûfeliyse de, Ba dat'ta sürdü hayat.

Hârûn Re îd bu zât õ, k õymetli tutuyordu,
Nasîhatlar õ ile, ferahl õk duyuyordu.

Bir gün onu görünce, de di ki: "Beni dinle,
Görü mek istiyordum, çok zamand õr seninle."

O, oral õ olmay õp, etmedi hiç iltifât,
Dedi: "Öyle bir arzu, olmad õ bende fakat."

Kõzmad õ Hârûn Re îd, cevâb õna Behlül'ün,
Dedi: "Biraz nasîhat, etsene bana bu gün."

Buyurdu: "Ey hükümdâr, ne diyeyim ben sana,
Bir u saray õna bak, bir de u kabristana.

Bundan ibret almayan, ba ka neden al õr ki,
Ölümden daha büyük, nasihatç õ var m õ ki?

Ey emîrel müminin, nolacak senin hâlin?
Huzûr-u ilâhîye, ç õkars õn sen de yâr õn.


ledi in her i ten, soracaklar sana hep,
Onlara verilecek, cevâb õn var m õ acep?

O gün ç õkar meydana, çok peri an oldu un,
Ba ka ne nasîhati, istiyorsun ey Hârun?"


Bir zaman Ba dât'ta fiyatlar çok yükselmi ti. Hayat pahal õlõ õ çekilmez bir hâl ald õ.
Muhammed bin smâil bin Ebî Fudayl gelerek; "Ey Behlül! Müslümanlar õn ve bütün
insanlar õn hattâ hayvanlar õn rahatlamas õ için Allahü teâlâya duâ etmez misin?" dedi. O
öyle cevap verdi: "Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben bu i e kar õ mam. E er bir

bu day tânesi bir dina r olsa, bize emretti i gibi Allahü teâlâya ibâdet etsek, O bize
vâdetti i gibi r õzkõm õzõ verir." Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyây õ ve süslerini
toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse, nefsinle u ra õp âhirete bir tedârik
yapmad õn, k õyâmet gününde Allahü teâlâya ne cevap vereceksin?" dedi.


Abdullah bin Mihran anlat õyor: Hârûn Re îd hacca gitti. Dönü ünde bir müddet
Kûfe'de istirahat etti. Sonra yola ç õkaca õ zaman herkes kendisini yolcu etmek için soka a
döküldü. Behlül de ç õkm õ tõ. Çocuklar onunla oynay õp e leniyorlard õ. Tam o s õrada
Hârûn'un develer üzerinde muhte em kâfilesi gözüktü. Çocuklar da Behlül'ü b õrak õp onun
seyrine koyuldular. Tam Hârûn'un geldi i s õrada Behlül yüksek sesle:

"Ey Hârûn!" diye sesl endi. Hârûn, perdeyi kald õrarak: "Buyur Behlül, ne
istiyorsun?" dedi. Behlül:

"Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir'den bize öyle haber
verdi ve dedi ki: "Ben Resûl-i ekremi Arafat'tan dönü te görmü tüm. K õzõl bir deveye
binmi ti. Yan õnda kimse dövülmedi i gibi, kimse de kovulmazd õ. "Yol verin, yol verin!"
diyen münâdileri de yoktu. Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmi ol ki; tevâzu ile yolculuk

Page 4

etmen, kibir ile seyâhatinden hay õrl õdõr."


Behlül Dânâ yine; "Ba dât ve etraf õnõ nûrland õrõp ayd õnlatacak hediyeler götürüyor
musun?" dedi. Halîfe; "Bu hediyeler nas õl olur?" deyince, Behlül hazretleri; " nsanlara
Allahü teâlân õn sevgisini, O'ndan korkmay õ, onlara örnek olacak ekilde hâl ve hareketler,
onlar hakk õnda temiz ve güzel dü üncelere sâhib olmak en gü zel hediyedir." dedi. Bunu
dinleyen Hârûn Re îd a layarak; Ey Behlül, biraz daha anlat!" dedi. Behlül:

"Memleketinin bir kö esinde bir mazlum zulme u rasa, sen memleketin di er
kö esinde bile olsan, Allahü teâlâ bunun hesâb õnõ senden soracak. Allahü teâlâ Kur'ân- õ
kerîmde meâlen; "Şüphesiz ki iyiler Naîm Cenneti'ndedir. Kötüler ise
Cehennem'dedir." buyurdu ( nfitar sûresi: 13-14). Âhire tte, Cennet veya Cehennem
dõ õnda gidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde haz õrl õ õnõ buna göre yap." dedi. Halîfe;
"Amellerimiz hakk õnda ne dersiniz?" diye sordu. Behlül hazretleri; "Allahü teâlâdan
korkarak ve emretti ine uygun olarak yap õlan amel makbuldür." buyurdu. Halîfe;
"Peygamber efendimizle, akrabâl õk olarak yak õnlõ õmõz hakk õnda ne dersiniz?" diye sordu.
Behlül; "Peygamber efendimize akrabâl õktan ziyâde, bildirdi i hükümlere ba lõlõkta yak õn
olmak daha mühimdir." dedi. Ha lîfe; "Peygamber efendimizin efâatine kavu abilecek
miyiz?" deyince de, Behlül; "Onu Allahü teâlâ bilir." buyurdu. Halîfe; Nas õl ya ayal õm?"
diye sordu. Behlül; "Allah'tan kork. Her hâlinde Muhammed aleyhisselâm õn sünnetine tâbi
ol. Bu durumda en kârl õ yolu seçmi olursun." dedi. Halîfe; "Çok güzel söylüyorsun, u
hediyemi kabûl et." dedi. Behlül hazretleri de; "Onu kimden ald õnsa ona ver. Dünyâdaki
sâhipleri yakana yap õ madan önce, verenin yoluna harc a. Bunu burada yap. Âhirete
kal õrsa onlara bir ey bulup veremezsin, râz õ edemezsin." diye cevap verdi. Paray õ
almay õnca, Hârûn Re îd; "Para borcun varsa onu ödeyelim." dedi. Behlül:

"Kûfe'de birçok ilim sâhipleri vard õr. Borç ile borcun ödenmeyece inde ittifak
etmi lerdir." dedi. Hârûn Re îd:

"Bâri ihtiyâc õnõ temin edelim." deyince, Behlü l hazretleri; "Allahü teâlâ senin
Rabbin oldu u gibi, benim de Ra bbim'dir. Seni hat õrlay õp beni unutmas õ muhâldir."
buyurdu. Hârûn Re îd, bu sözleri i itince a lad õ.


Bir gün halka do ru yolu göstermek için söyledi i sözlerden rahats õz olanlar,
Hârûn Re îd'e gidip; "Sultan õm, bizim yapt õklar õm õzõn ona ne zarar õ var? Bizi kendi
hâlimize b õraks õn. Sonra her koyun kendi baca õndan as õlõr." gibi sözlerle ikâyet ettiler.
Bunun üzerine Hârûn Re îd, Behlül Dânâ'y õ ça õrt õp, halk õn iste ini bildirdi. Behlül Dânâ
hiç sesini ç õkarmadan saray õ terk etti. Birkaç koyun al õp kesti, bacaklar õndan mahallenin
kö e ba lar õna ast õ. Bunu gören halk gülerek; "Deliden ba ka ne beklenir, yapt õ õ i ler
hep böyle zâten." diyorlard õ. Aradan günler geçtikçe, as õlan hayvanlar kokuyor, bundan
da bütün mahalle zarar görüyordu. Ko kudan durulmaz hâle gelince, ayn õ ki iler Hârûn
Re îd'e gidip, durumu anlatt õlar. Behlül Dânâ'y õ ça õrt õp, sordu unda: "Bir kötünün
herkese zarar õ oldu unu herhalde anlad õlar. Ben bir ey yapmad õm, her koyunun kendi
baca õndan as õldõ õnõ onlara gösterdim." diye cevap verdi.

Page 5

HER KOYUN KEND BACA INDAN

Behlül Dânâ ehirde, dola õp ara s õra,
Nasîhat ediyordu, bir k õsõm insanlara.

Ve e er görür ise, bâz õ yanl õ i leri,
Derhal îkâz ederdi, gidip o ki ileri.

Bu durumdan rahats õz olan bâz õ ki i de,

ikâyet eylediler, onu Hârûn Re îd'e.

Dediler ki: "Behlül'e, söyleyin de ey sultan,
Yapt õ õmõz i lere, kar õ mas õn her zaman.

Bizim günah õmõzla, ne derdi var ki onun,
Hem kendi baca õndan, as õlmaz m õ her koyun?"

Ça õrd õ Hârûn Re îd, Behlül'ü saray õna,
Halk õn ikâyetini, söyledi aynen ona.

O, terk etti saray õ, hiç bir cevap vermeden,
Ve bir kaç koyun al õp, onlar õ kesti hemen.

Her soka õn ba õna, o kesik koyunlar õ,
Kendi bacaklar õndan, as õverdi onlar õ.

nsanlar bunu görüp, dediler: "Ne olacak,

Delinin yapaca õ, nihâyet budur ancak."

Lâkin günler geçtikçe, o etler kokuyordu,
Bundan bütün mahalle, rahats õz oluyordu.

Art õk durulmaz oldu, bu kokudan nihâyet,
Halk gidip halî feye, eylediler ikâyet.

Dediler: "Ey halîfe, Behlül'e söyleyiniz,
Ast õ õ koyunlardan, bîza r olduk hepimiz."

Hârûn Re îd, Behlül'ü ça õrõp sordu hemen,
O ise öyle dedi, halîfeye cevâben:

"Kendi bacaklar õndan, ast õm ben her koyunu,
Ne için ikâyete, geldiler size bunu?

Demek ki bu ekilde, as õlsa da her koyun,
Kokunca, her insana, zarar õ varm õ onun.

Anlatmak istedim ki, onlara ben bu halle,
"Bir kötünün errini, çeker bütün mahalle."



Hasan bin Sehl anlat õr: Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül'e ta atma a ba lad õlar.
Ta õn birisi vücûdunu kanat õnca, "Ey çocuklar! Ben, Alla hü teâlâya tevekkül ettim. O
elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir. Ancak Allahü teâlâya yakla mak insana rahatl õk
verir. nsanlara ezâ ve cefâ yapanlar hiç merh ametli olur mu?" dedi. Ben dayanamad õm.
"Ey Behlül, çocuklar sana ta la vuruyorlar, sen onlara me rhamet ediyorsun. Bu nas õl

Page 6

i tir?" dedim. O da, "Sus!.. Allahü teâlâ, benim üzüntü ve ac õmõ, onlar õn da sevincinin
çoklu unu elbet biliyor. Bâz õmõzõ, bâz õmõza ba õ lamas õ umulur." buyurdu.


Adam õn birisi namaz k õlmaz, di er ibâdetleri yapmaz ama her gece yatarken; "Yâ
Rabbî! Bana Cennet'ini ver!" di ye duâ ederdi. Bir gece ayn õ ekilde yatt õ. Geç vakitte,
damdan bir t õkõrt õ geldi ini hissederek uyand õ. Hemen ç õkõp; "Kimsin, orada ne
arõyorsun?" dedi. Damda bulunan Behlül Dânâ idi ve; "Devem kayboldu da onu
arõyorum." dedi. Ev sâhibi, "Kaybolan deve damda olmas õ mümkün mü? Bu ak õlsõzlõk de il
midir?" deyince, Behlül-i Dânâ; "Senin, hiç ibâdet etmemen ve sonra da Allahü teâlâdan
Cennet'i istemen daha ak õlsõzlõk de il midir?" buyurdu. Ev sâhibi O zaman, Behlül-i
Dânâ'n õn kendisine nasihat vermek için böyle yapt õ õnõ anlad õ. Hatâs õnõ anlay õp, tövbe etti
ve ibâdetlerini aksatmadan yapmaya ba lad õ.


Bir gün Behlül-i Dânâ'n õn evine h õrsõz girmi , evde ne bulduysa götürmü tü.
Do ruca kalk õp kabristânl õ a gitti ve kap õsõna oturdu. Bunun fark õna varanlar ba õna
toplan õp; "Niçin h õrsõzõn pe inden gitmedin de buraya geldin?" dediler. Onlara; "Yolunu
a õrm õ o adamca õzõ burada bekliyorum." diye cevap verdi. Bu söze oradakiler kahkaha

ile güldüler ve; "Hay Allah iyili ini versin, o adam õn burada i i ne?" dediler. Bunun
üzerine Behlül hazretleri; "Siz hi ç merak etmeyin o mutlakâ bu kap õya gelecek. Ecel onu
buraya getirecektir." buyurdu. Bu sözler üzerine herkes derin dü üncelere dald õ.


Behlül bir gün Hârûn Re îd'in taht odas õnõ bo buldu ve ç õkõp tahta oturuverdi.
Bunu gören askerler onu kamç õ ile dövmeye ba lad õlar. Askerler vurdukça o; "Vah Hârûn
Re îd. Vah Hârûn Re îd!" diyordu. O esnâda halîfe geldi ve manzara kar õsõnda donup
kald õ. Askerleri uzakla tõrd õktan sonra; "Ey Behlül! Bu ne hâl?" diye sordu. Behlül; "Senin
için a lõyorum. Burada taht õ bo bulup bir an oturdum. Bu kadar k õrbaç yedim. Sen ise
senelerdir bu taht õn üzerinde oturuyorsun. Hâlin ne olur diye dü ündüm." Hârûn Re îd;
"Peki ne yapmam lâz õm?" dedi. Behlül; "Mâd em ki bu yükün alt õna girdin. Zulme
meyletme. Adâlet üzere ol. Böylece taht õnda otur." buyurdu.


Behlül Dânâ hazretlerinin halîfe Hârûn Re îd'e bir nasîhati de öyle oldu. Bir gün
halîfeye; "Ey Hârûn Re îd! Yer içinde, yer üzerinde ve göklerde çok olan nedir?" diye
sordu. Hârûn Re îd; "Bunu bilmeyecek ne var? Yer iç inde ölüler, yer üzerinde hayvanlar
ve bitkiler, gökte ise mele klerdir." dedi. Behlül; "De il." buyurdu. Halîfe; "Nedir?" deyince,
Behlül-i Dânâ; "Ey Halîfe! Yer içinde çok olan ölülerin pi manl õklar õ, yer üzerinde
insanlar õn h õrs ve tamah õ, gökte ise âdil hükümdarlar õn sevaplar õdõr." buyurdu. Bu sözler
üzerine Hârûn Re îd a lamaya ba lad õ.


Bir gün Hârûn Re îd, Behlül ile görü mek, hikmetli sözlerini duymak istedi. Bu
ekilde adamlar õnõ gönderip Behlül'ü getirmelerini söyledi. Gidenler Behlül'ü bo bir mezar

içinde uyur buldular. Uyand õrd õklar õnda; "Siz ne yapt õnõz. Beni pâdi âhl õk makâm õndan
indirdiniz. imdi ben ne yapaca õm." dedi. Görevliler gidip bu sözleri halîfeye bildirdiler.
Hârûn Re îd onun bu hâline bir mânâ veremedi, huzûruna geldi inde; "Ey Behlül! Bu ne
i . Sen hangi pâdi âhl õktan indirildin?" dedi. O, bu soru üzerine; "Ey Halîfe! Rüyâmda
kendimi hükümdâr olmu gördüm. Taht õmda oturuyordum. Hizmetçilerim vard õ. Saltanat
ve ihti am içinde idim. Lâkin senin adamlar õn beni uyand õrd õ ve taht õmdan oldum." Bu
sözlere Hârûn Re îd güldü ve; "Ey Behlül! Rüyâdaki pâdi âhl õ a îtibâr olur mu?" dedi.
Bunun üzerine Behlül hazretleri; "Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarl õ õm ile seninki
aras õnda ne fark var. Ben gözlerimi aç õnca hayat buldum. Sen gözlerini kapayacak olsan
ebediyyen emirlikten dü ecek saltanat õndan olacaks õn ve nedâmet, pi manl õk günün
ba layacak. O halde hangimizin hükümdârl õ õna îtibâr yoktur siz söyleyin." dedi. Bunun

Page 7

üzerine Hârûn Re îd söyleyecek söz bulamad õ.


Behlül-i Danâ hazretleri bir gün Ba dât sokaklar õndan birinde giderken, iki ki inin
kõyas õya kavga ettiklerini gördü. Biri di erine a za al õnmayacak eyler söylüyordu. Behlül-
i Dânâ onun yan õna yakla õp; "Sen bize gel ne söylersen söyle lâkin bizden bir tek kelime
kar õlõk alamazs õn." dedi. Öfkeden deliye dönmü adam birden durdu ve; "Ey Behlül; Beni
o ma lûb edemedi. Lâkin sen ma lûb ettin." dedi. Böylece kavgac õlar dövü ü b õrakarak
hatâlar õnõ anlad õlar.



Bir gün halîfe Hârûn Re îd Behlül-i Dânâ'ya k õymetli bir h õrka hediye etmek istedi:
"Ey Behlül! u paha biçilmez h õrkay õ giy. Benim sana hediyemd ir." dedi. Behlül-i Dânâ
hazretleri geri çekilip; "Ben ancak pamuklu h õrka giyebilirim. Pederi min bana nasîhat ve
vasiyeti u idi: "O lum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir dö ek kazanmak için kimsenin
önünde e ilip, el etek öpme, pamuk h õrka ile de yetin."


Birisi Behlül-i Dânâ'ya gidip; "Ey Behlül! O lum vefât etti. Kabir ta õna ne
yazay õm." dedi. Behlül hazretleri buna gülüp; "Dün alt õmda olan çimenler bugün üstümde
ye erdi. Ey yolcu, bil ki u toprak, günahlardan ba ka her eyi örtmektedir, yaz." dedi.


Behlül Dana bir bayram günü Harun Re it’in güzel elbiselerle halk õnõn bayram õnõ
tebrik etti ini görünce öyle diyor:

“Leyse’l-idu limen lebise’l- cedidu/ Beli’l-idu limen emine’l –veidu”

Bayram güzel ve yeni elbiseler giymek de ildir. Gerçek bayram Cehenem’den emin
olmakt õr.

Behlül-i Dânâ hazretleri u beytleri s õk s õk okurdu:

"Bayram, yeni elbiseler giyenler için değildir.

Ancak ilâhî azâptan emin olanlar içindir.

Bayram bineklere binenler için de değildir.

Ancak hatâ ve isyânõ bõrakanlar içindir."



Halîfe Hârûn Re îd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken; "Ey Behlül! Sana
saray õmda bir oda ve hizmetçiler vere yim. Yeter ki bu eski elbiselerden kurtul. Yenilerini
giy. nsanlar aras õna kar õ ." dedi.

Bunun üzerine hazret-i Behlü l; "Müsâde ederseniz bir dan õ ayõm." dedi. Halîfe;
"Kime dan õ acaks õn, kimsen yok ki?" diye cevap verdi. Behlül de; "Ben dan õ aca õm yeri
biliyorum." dedi ve oradan ayr õldõ. Hârûn Re îd arkas õndan adamlar sal õp dan õ aca õ yeri
ö renmek istedi. Behlül gide gide ehir d õ õnda bir mezbeleli e gitti. Ba õnõ e ip bir eyler
dinlermi gibi yapt õ. Bir eyler söylendi. Daha sonra oradan ayr õldõ. Saraya yöneldi.
Sultan õn adamlar õ ondan önce saraya dönüp hâdiseyi halîfeye bildirmi lerdi. Behlül huzûra
girince, halîfe Hârûn Re îd ona; "Ey Behlül! Söyle bakal õm verece in cevâb õ." dedi.

Behlül; "Dan õ tõm efendim. Lâkin insanlar aras õna kar õ mam mümkün de il." dedi.

Page 8

Halîfe heybetle; "Ey Behlül! Sen gidip çöplere dan õ mõ sõn, haberim oldu." dedi. Behlül de;
"Do ru söylüyorsun ben de onlara dan õ tõm. Onlar bana cevap verdiler ve;

Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütün güzellikler bizde
idi. Sevgi ve itibar õm õz çoktu. Ne zaman ki insanlar aras õna kar õ tõk. te bu hâle geldik.
Çöpe at õldõk. Sen de sak õn insanlar õn aras õna kar õ ma." dediler. Bu sözlerdeki ince
mânâlar õ anlayan Hârûn Re îd: "Hakl õsõn." deyip dü üncelere dald õ.


Harun Re it’in annesi Behlül Dana hazretlerine gelerek Harun’a biraz nasihat et de
adaletten ayr õlmas õn. Yoksa ahirette i i çok zor olacak diyor:

Behlül Dana hazretleri bir Harun Re it’e, “Uygun görürseniz biraz dola alõm diyor
ve Onu mezarl õ a götürüyor. Tek tek mezarlar õ göstererek “Bak u filanca idi, u kadar
mal õ vard õ, u kadar y õl ya adõ ve öldü. urada yatan da filanca idi, zaman õnõn hükümdar õ
idi, u kadar askeri, u kadar da hazinesinde mal õ vard õ. urada yatan kad õn da
zaman õnõn en güzeli idi. Herkes ona sahip olmak için can at õyordu. Sonunda biri ile
evlendi, u kadar çocu u oldu ve u kadar y õl ya adõ. Bu ve benzeri yer gösterme ve
de erlendirmenin ard õndan eve dönüyorlar. Harun Re it’in annesi, bu günlerde hiç
Behlül’le sohbet ettin mi, sana neler anlatt õ? diye soruyor. H.Re it’in annesi tekrar Behlül
Dana hazretlerine gelerek, “O luma ne zaman nasihat edeceksin?” diye soruyor. O da
ben Ona nasihat ettim. Birlikte mezarl õ a gittik. Ona baz õ geçmi kimseleri hat õrlatt õm.
“Ölüm en büyük nasihattir. E er bunu anlamad õysa di er söyleyeceklerimin de bir faydas õ
olmaz” diyor.



Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Re id zaman õnda ya am õ olan Behlül Dana (VIII.
yüzy õl) dönemin evliyas õndand õ. Zaman zaman akl õndan zoru olan kimselere has tav õrlar
tak õnõr, herkes de bundan dolay õ kendisini deli san õrd õ. Ama bunu maksatl õ yapard õ. Behlül
Dana hazretleri daima Harun Redi 'in yak õnõnda bulunur, çe itli sebepler has õl ederek onu
uyar õrd õ. Bir gün Behlül Dana hazretleri, üstü ba õ toz toprak içinde uzun bir yolculukan
gelmi olman õn belirtileri ile Harun Re id'in huzuruna ç õkt õ. Harun Re id sordu:
- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
- Ne i in vard õ cehennemde?
- Ate laz õm oldu da ate almaya gittim.
- Peki, getirdin mi bari?
- Hay õr efendim getiremedim. Ce hennemin bekçileriyle görü tüm, onlar "San õldõ õ gibi
burada ate bulunmaz, ate i herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.



Behlül Dana hazretleri birgün Harun Re id'den bir vazife istedi. Harun Re id de
ona çar õ pazar a alõ õnõ (denetimini) verdi. Behlül Dana hazretleri hemen i e koyuldu. lk
olarak bir f õrõna gitti. Birkaç ekmek tartt õ hepsi normal gramaj õndan noksan geldi. Dönüp
fõrõncõ ya sordu: "Hayat õndan memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk çocu unla
a zõnõn tad õ var m õ?" Adam her soruya olumsu z cevap verdi. Memnun oldu u bir ey
yoktu. Behlül Dana hazretleri bir ey demeden ayr õldõ ve bir ba ka f õrõna geçti. Orada da
birkaç ekmek tartt õ ve gördü ki bütün ekmekler gramaj õndan fazla geliyor, eksik gelmiyor.
Ayn õ sorular õ bu f õrõnõn sahibine de sordu ve he r soruya olumlu cevap ald õ. Bundan sonra
ba ka bir yere u ramadan do ru Harun Re id'in huzuruna ç õkt õ ve yeni bir vazife istedi.
Harun Re id, "Behlül daha demin vazife verdik sana ne çabuk b õkt õn?" dedi.
Behlül aç õklad õ:

Similer Documents